Euroleague’de 2.Hafta.. Rakip Fenerbahçe Beko

Evet sevgili okurlar, başlıkta bir hata yok. Rakibimiz Fenerbahçe Beko…

Bunun iki nedeni var:

  1. Takımın potansiyelini performansa dönüştürmek için zamana ihtiyaç olması
  2. Bu zamanı vermeye hiç de niyeti olmayan öncelikle Fenerbahçe taraftarının ve basketbol camiasının varlığı.

Bu hafta yazımın ağırlığı bu iki konu olacak. Deplasmanda oynayacağımız Panathinaikos hakkında ise tabii ki boş geçmeyeceğim ama detaylı bir rakip analizi yapmaya gerek yok. Rakibimizi küçümsemek değil niyetim, hatta bizi yenme ihtimalleri de hiç az değil. Diğer yandan yukarıdaki iki konu problem olarak önümüzde duruyor olmasa çok rahat bir maç olacağını söylerdim.

KOSKOCA PANATHINAIKOS’UN TRANSFERLERİ!!!

Panathinaikos maalesef (maalesef diyorum çünkü gerçekten Obradovic ile zirveye çıkmış bir kulübün sonrasında başına gelebilecekleri gösterdiği için bir gün bizim de başımıza gelme ihtimali var) hiç de iyi durumda değil. Bu sene yaptıkları transferlerde, geçen sene Euroleague’de yer almış, bu seviyeleri tecrübe etmiş tek oyuncu o da Jeremy Evans. Onun da önemli bir oyuncu olduğunu söylemek zor.

Kendrick Perry, Daryl Macon, Okaro White, Jehyve Floyd ve Vasilis Kavvadas isimleri bu takımın çapını maalesef çok aşağı indiriyor. Bu kadro ile ligin 16-18 sıralarına aday olmaktan öteye geçmeleri çok zor.

Euroleague başlamadan yaptıkları 7 maçta 5 galibiyet 2 mağlubiyet aldılar. Bunların içinde Anadolu Efes’i 80-74 yendikleri maç gibi, Kızılyıldız’a 83-55 yenildikleri maçlar da var.

MONACO KARŞISINDA EUROCUP TAKIMI BULDU

Geçen hafta ligin yeni takımı Monaco karşısında çok kötü bir oyun ile 63 sayıda kaldılar. Zaten hücum kapasitesi çok düşük bir takım olduğu hem kağıt hem de parke üzerinde net bir şekilde anlaşılıyor. Bunun yanında takımın iki guard oyuncusu Perry ve Nedovic’in toplamda 0/17 isabetle 0 sayı 4 top kaybı ve -19 verimlilikte oynamasını açıklamak çok mümkün değil.

Geçen haftanın en az üçlük isabeti gerçekleştiren 3 takımından biri olmayı başardılar (aynı FB Beko gibi).

Hücum tamamen Papapetrou üzerine yığılmış durumda. Eğer Nedovic kısa sürede toparlanıp sahaya bir şey koymazsa ya felaket bir sezon yaşayacaklar ya da birkaç ekleme yapmak zorunda kalacaklar.

TEK SİLAH: SAVUNMA

Bunun yanında özellikle kendi saha ve seyircisi önünde baskılı ve sert savunma yapma potansiyelleri var. Zaten tek silahları da bu. Alacakları az sayıda galibiyet olursa ancak bu sayede olabilir.

Her sene koç değişikliği ve yeni kadro kurmanın sonucunu bize çok aramadan gösteren bir yapı Panathinaikos. Eğer bu fotoğrafa iyi bakmazsak FB Beko’yu da benzer bir son içinde görebiliriz.

RAKİP ARAMAYA GEREK VAR MI?

Gelelim asıl konumuza. Karşımızda kim olursa olsun, kiminle oynarsak oynayalım rakibimiz bir süre Fenerbahçe Beko olacak.

Fenerbahçe taraftarı her zaman beklentisi yüksek bir taraftar grubuydu. Hep en iyiyi ister hep daha iyiyi ister hiç de tatmin olmaz. Maalesef gerçek bu.

Obradovic öncesi dönemler hemen bir kalemde unutuldu. Obradovic’in ne kadar büyük bir mucize ve nimet olduğunun farkına varılamadı.

ÇABUK UNUTUYORUZ

Olayın bütçe olduğunu sanmak büyük bir illüzyon. Tabii ki bütçe önemli ama tek kriter değil. Obradovic öncesi Ülker birleşmesi sonrası sezonları hatırlamak lazım. Ne büyük oyuncular geldi bu takıma. Gordon Gricek, Ukic, Lavrinovic, Bojan Bogdanovic, Jasikevicius gibi dönemin çok önemli isimlerinin haricinde Pianigiani döneminde kadroya bir önceki yılın en sükse yapmış 4 oyuncusu dahil edildi. Bo Mccalebb, Romain Sato, David Andersen, Mike Batiste. Belki de o sezon Avrupa’nın en çok para harcayan 3 kulübünden biri olmuştu Fenerbahçe Beko.

İşler para harcamakla ve iyi oyuncular getirmekle olmuyor. Bu kulüp bunu net bir şekilde öğrendi zamanında.

Sonrasında rüya gibi geçen 6,5 yıl. Ve maalesef yarım kalan son Obradovic sezonunda artık Obradovic’in bile eleştirilmeye başladığı bir camia oldu Fenerbahçe.

O günlere dönmeye gerek yok, yazı bu şekilde hiç bitmez siz de okumaktan sıkılır bırakırsınız.

Buraya kadar olan bölümün özeti şu: Başarı için uzun vadeli planlar ve istikrar önemli. Ve daha da önemlisi sadece bir tane Zeljko Obradovic var ve biz onu elimizde tutamadık.

KÜLTÜR OLUŞTURMAK

Asıl kulüp kimliği ve kültürü Obradovic sonrası kendini gösterecekti. Biz şu ana kadar ne kulüp yönetimi olarak ne de taraftar olarak bunu başarabilecek gibi görünmüyoruz.

Djordjevic transferi sırasında ilk ve en önemli konu taraftarın gözünde kredisinin az olmasıydı. Taraftarın bu konuda haksız olduğunu düşünmemle beraber değiştirebilecek bir konu değil maalesef. Ve bu kredi azlığı bizi şimdiden çok etkilemeye başladı.

ÖNEMSENMEYEN GERÇEKLER

Hoca geç geldi…

Henry ve Nando gibi direksiyonda olacak iki oyuncu takıma geç katıldı…

Kokoskov ile Djordjevic’in basketbol anlayışları çok farklı…

Kadronun kağıt üzerinde eksikleri var…

Bu başlıklardan hangisini önemsiyor taraftar? Hiçbirini.

ELEŞTİRİ TÜRÜ VE BOYUTU

Bazı şeyleri birbirinden ayırmak lazım. Basketbol izleyen herkes yorum yapabilir. Sahada gördüğünü söyleyebilir, sosyal medyada paylaşabilir. Eksikler, yanlışlar, hatalar bunlar konuşulabilir. Konuşulmalı da. Ancak bunu bir saldırıya, peşin hükme dönüştürmenin ne anlamı var. Djordjevic’i ilk günden eleştirmeye başlayan bu kesim hocayı bugün kovsalar ne yapacağımız hakkında herhangi bir fikre sahipler mi?

Mesela şu konu: ‘Djordjevic 1990 larda kalmış, o zamanın basketbolunu oynatıyor’. Buna gerçekten çok gülüyorum. Bunu diyen çok kişi var ancak bazıların o tarihte bırakın basketbol izlemeyi doğduklarından bile emin değilim.

Bir diğer konu: ‘Bu takım koş koş basketbolu oynar, set oyunu oynayamaz’. Bu daha da komik. Yani şunu mu yapmalı takım, sürekli hızlı hücum yapacak, sete kaldığında yok ben nasılsa atamam diyerek topu rakibe mi verecek.

Yine önemli bir konu başlığı: ‘Djordjevic, hücum etmek üzere kurulmuş bir takımı savunma takımı yapmaya çalışıyor, olacak iş değil’. Tamam olur bu takım sadece hücum etsin, savunma yapılacağı zaman başka takım girsin sahaya.

SAVUNMA MI, HÜCUM MU ?

Hadi buradan başlayalım. Takım kurulurken, Kokoskov henüz gitmemişken bizim aklımızda daha birçok soru ile birlikte şu soru da vardı: Bu takım nasıl savunma yapacak, çemberi nasıl koruyacak?

Herhangi bir takımın sadece iyi hücum ederek veya sadece iyi savunma yaparak başarılı olduğunu gördünüz mü hiç? Mutlaka ikisini de iyi yapmanız şart. Geçen seneki A.Efes takımı, hep bir hücum takımı olarak nitelendirildi. Bu savunma yapmadığı veya iyi yapmadığı anlamına gelmiyor. Hatta birçok maçta rakibini savunmada öyle bitirdiler ki hücumda işleri hep çok kolaylaştı.

Djordjevic, Kokoskov gibi harika hücum setleri yaratan bir koç olmayabilir. Olmayabilir fazla kaldı hatta bunu net olarak söyleyebiliriz. Kokoskov NBA’de bile hücum dâhisi olarak adlandırılan senelerini buna harcamış bir koçtu. Djordjevic için ise bunu söylemek mümkün değil. Ancak bu şekilde kaç tane koç sayabiliriz ki. Ve üstelik bu Djordjevic’in hücum etmeyi bilmediği anlamına da gelmiyor. Onun için öncelik farklı ve bence burada hata yapmıyor.

Biraz daha açalım. Kağıt üzerinde FB Beko kadrosuna baktığınız zaman biraz basketboldan anlayan biri iseniz direkt bu takım her maç 85 sayıyı rahat atar dersiniz. Henry gibi yaratıcı, Nando gibi skorer, Marko ve Pierre gibi sıkışık anlarda çözüm üreten, Polonara gibi alan açan ve farklı skor opsiyonlarına sahip, Vesely gibi oyunu çok bilip sahayı çok iyi gören ve Booker gibi ikili oyunları çok iyi oynayan oyuncularınız varsa ilk akla gelen ben nasıl hücum etmeliyim mi olur yoksa ben nasıl savunma yaparım mı?

Takımı kendi başına bıraksan hiçbir set çizmesen bile bu takım skor üretir.

Evet seslerinizi duyuyorum 🙂 O zaman bu takım neden skor atamıyor?

İlk hafta sonunda 18 takımın sayı ortalaması 71,7.

90+ sayı atan tek takım var: Barcelona

80+ sayı atan sadece 3 takım var: Asvel, Milano ve RM

70 ve altında sayı atan ise tam 10 takım var.

SEZON BAŞI VE GİRMEYEN ŞUTLAR

Acaba takımları sayı atamaması sadece Fenerbahçe Beko’nun problemi mi?

Biraz insaflı olmak lazım. Siz hayatınızda kaç defa Nando’nun 2/4 serbest atış attığını gördünüz? Hadi 4/18 üçlük atan takımın suçunu Djordjevic’e yüklediniz ki bu üçlüklerin en az 6 tanesi bomboştu, ama serbest atış çizgisinde hayatı boyuncu %94 ile atmış Nando’nun 2/4 atmasını da Djordjevic’in 90 lardan kalma basketboluna mı borçluyuz?

DJORDJEVIC’IN ÖNCELİKLERİ

Djordjevic bence önceliklerini doğru belirledi: “Eğer ben sezon başından itibaren savunmayı istediğim seviyeye çekebilirsem işleri daha kolay çözebilirim. Zaten hücumda çok yetenekli bir takım var bir de bu takıma iyi savunma yaptırabilirsem o zaman hedefleri daha yukarı çekebilmek mümkün olabilir.”

Hiç de hatalı bir strateji olarak görmüyorum bunu.

Şimdi gelelim sahada henüz çözüm bekleyen sorunlara. Bunların bir kısmı Djordjevic kaynaklı bir kısmı da takımın yeni oluşmasından.

Mesela, herkesin konuştuğu benim de kabul ettiğim konu: Vesely/Booker ikilisinin Vesely/Polonara ikilisine tercih ediliyor olması. Evet ben de bunun hatalı olduğunu düşünüyorum. Vesely’nin 4 numaraya çekilip veriminin azalması da, Polonara gibi bir silahın varken Booker’ın daha çok süre alması da bence doğru kararlar değil. Bundan yakın zamanda vazgeçeceğini, Vesely ve Booker’ın yanyana değil birbirinin ikamesi olarak kullanacağını düşünüyor ve umuyorum.

YERLİ OYUNCULAR NE KADAR ÖNEMLİ

Diğer bir konu da yerli oyuncular. Hazırlık döneminde İsmet ve Tarık önemli dakikalar ve sorumluluk almışlardı. Bu hem rotasyonu genişletmek hem de bu iki oyuncuyu daha yukarı çekmek için çok olumlu bir durumdu. Koç Djordjevic, İsmail Şenol ile yaptığı röportajda yerli oyuncu grubuna çok önem verdiğini ve bunları mutlaka değerlendireceğini belirtmişti. Tüm bu veriler eşliğinde resmi maçlarda da İsmet, Tarık hatta Metecan gibi isimlerin süre alacağını düşünmüştüm. Ancak maalesef hem Kızılyıldız maçında hatta Petkim maçında bu oyuncular sınırlı süreler ve sorumluluklar aldılar.

SAHA YERLEŞİMİ

Spacing(alan yerleşimi) konusu da şu an sıkıntı olarak duruyor. Bunun hemen çözülmesini beklemek biraz hayalcilik olur. Ana rotasyona 4 oyuncu eklendi ve bunların hem birbirlerine hem de geçen seneden kalan oyunculara alışması, doğru kaymaları yapabilmeleri hiç kolay değil. 7.Senesinde bile Obradovic, Melih’i bu konuda uyarmaya devam ediyordu. Hem seti öğreneceksin, hem arkadaşını tanıyacaksın, hem de belirli bir zeka seviyesinin altında olmayacaksın.

TRANSFER OLACAK MI OLMALI MI?

Transfer konusu ise bence direkt koçla ilgili değil. Sezon öncesinde Maurizo Gherardini koçun takımı gördükten sonra eğer isterse transfer yapabileceklerini belirtmişti. Ancak yapılacak yeni bir transferin dengeleri değiştirebileceğini, konunun sadece bütçe olmadığını bir şekilde süre bekleyen oyuncuların da imkanlarının azalacağını ve bunun da soyunma odası enerjisine negatif etkilerinin olabileceğini söylemişti.

Yani transfer aslında parası hazır ve açık çek olarak bekler durumda değil. Büyük ihtimalle tek sıkımlık bir şansı olacak koçun ve o da gerçekten takımın ihtiyacı olan oyuncuyu alabilmek için biraz daha takımla vakit geçirmek istiyor.

YAKINDA…

Marko Guduric’in takıma dahil olması, bir oyun kurucu eklemesi, şutör oyuncuların zamanla şu ritmini yakalaması, koçun bazı oyuncuların süre ve sorumluluklarını ayarlaması ile bu takım daha iyi basketbol oynamaya başlayabilir.

Bu arada bunların hiçbiri olmayabilir, takım görece kolay ilk 4 maçın ardından sürekli yenilebilir. Hiç kolay bir sezon bizi beklemiyor.

Fenerbahçe taraftarı olarak, eğer basketbol izleyecek bir takımımız olsun, mücadele etsin, son ana kadar potada kalsın istiyorsak bazı huylarımızdan vazgeçmemiz gerekecek.

PANATHINAIKOS MAÇININ GİDİŞATI

Gelelim Panathinaikos maçına. Yine çok düşük skorlu bir maç bizleri bekliyor. Kızılyıldız maçında 15 hücum ribaundu veren Fenerbahçe Beko, ilk maçında 17 hücum ribaundu alan Panathinaikos maçında da ribaundlar konusunda sıkıntı yaşayabilir.

Kızılyıldız maçında 14 top çalarak(toplamda rakibine 21 top kaybı yaptırırak bu istatistikte de lider)  bu departmanda ilk sırada yer alan Fenerbahçe Beko, hücum düzenleri oturmamış Panathinaikos’u da aynı şekilde zorlayacaktır. Top çalmada olduğu gibi blok sayısında da 7 ile ilk sırada bulunan FB Beko, rakibe kolay turnike imkanı vermeyecektir.

MAÇIN KİLİT NOKTASI

Ancak asıl üç sayılık atışlar bu maçın kilit noktası olacaktır. Kim daha rahat şut imkanı bulur ve onu sayıya çevirirse maçın kontrolünü eline geçirir.

Herkese iyi seyirler.

Basketbolla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir