Panathinaikos Serisi Ülker Arena’da Devam Ediyor..

Çok güzel bir haftayı geride bıraktık. Bir çok kişinin tek maça razı olduğu yerde Fenerbahçemiz iki maçı da çalıp seriyi İstanbul’a taşıdı. Bununla beraber A.Efes ve D.Doğuş’un da İstanbul’a 1-1 lik skorlarla dönmesi keyfimizi daha da katladı.

Şimdi İstanbul’da başka bir sınav daha başlıyor. Obradovic ve öğrencileri Panathinaikos’tan çok daha iyi bir takım olduklarını herkese gösterdi, ispatladı. Şimdi de sıra biz taraftarlarda. Ülker Arena’nın da OAKA’dan aşağı kalır bir yanı olmadığını herkese bu akşam göstereceğiz.

Maç öncesinde yine büyük bir yazar ekibiyle maç öncesi görüşlerimizi sizlerler paylaşmak istiyoruz.

 

Soru : İlk iki maçı gözönüne aldığınızda Panathinaikos’u galibiyete götürüp seriyi uzatacak bir formül var mı ?

Jacko Namet :

İlk iki maçın ardından hem kenar yönetimi hem de oyuncu kalitesi olarak Fenerbahçe çok üstün geldi. Belki de kimsenin beklemediği 0-2 skorla Atina’dan dönüyor olmak çok büyük avantaj ama seri henüz bitmiş değil. Pascual son kozunu İstanbul’da sahaya sürecek. İlk maçta savunmaların büyük savaşı olurken ikinci maç Fenerbahçe’nin büyük tatktik üstünlüğü sayesinde kazanıldı. Pascual’in ikinci maçta Bourusis ile başlayıp içeriden bize karşı üstünlük kurma isteği başarılı oldu yalnız Pascual’in hesaplamadığı şey Bourusis’in yorulacağı idi. Bu akşam Ülker Arena’da da aynı şekilde Bourusis ile başlaması ve bizim boyalı alanı domine etmeye çalışması muhtemel. Obradovic ise Udoh ve Bogdan’ın üstün formlarına sevinirken Gigi’nin formsuzluğuna hayıflanıyordur. İstanbul’da ki maç Pascual açısından çok zorlayıcı olacak, Mike James’in deliciliği aynı şekilde devam eder ve eğer Nick Calathes serinin ikinci maçında sokamadığı şutlardan bazılarını sokarsa başımızın ağrıması muhtemel. Ayrıca James Feldein bu seride hiç aktive olamadı, Pascual bir şekilde bu keskin şutörünü de devreye sokmak isteyecektir ki dışarıdan Feldein’in devreye girmesi bizim başımızı ağrıtabilir.

Bizim yapmamız gereken Pascual’in takımının maça hızlı girmesini engellemek. Eğer onlara maçın başında bu mesajı verirsek Panathinaikos seriden vazgeçecektir. Aynen geçen 2 sezonun playoff mücadelelerinde olduğu gibi ciddiyet elden bırakılmadan oynanması gereken bir maç olacak. Nasıl ki Hem Maccabi’yi hem de Real Madrid’i ciddiyeti elden bırakmadan 3-0 ile geçtiysek serinin bu kırılma noktasında da aynı ciddiyetle devam edilmesi gerekli. Kendi evinde 2 defa yenilmiş bir rakip her zaman tehlikledir, koçların savaşında şu ana kadar Obradovic meslektaşı Pascual’e resmen ders verdi ama başta da dediğim gibi seri 3 varmadan rehavete girmek Fenerbahçe adına kabus olur.

 

Soru : Seri öncesinde Obradovic-Pascual karşılaştırmasında Obradovic açık ara öndeydi. Şu anki görüşünüz nedir , coach’ların performansını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Hakan Ünseven :

Alınan iki mağlubiyete rağmen sayısal olarak halen Pascual’in Obradoviç karşısında 11-8 üstünlüğü var. Pascual Obradoviç ile ikinci kez play-off’da eşleşti. Saha avantajına rağmen ilkini kaybetmişti. Aynı avantaja sahip olarak çıktığı ikinci seriyi de kaybetme noktasına geldi. Pascual’in sezon başladıktan sonra görev alıp Pana’yı ilk dörde sokması kuşkusuz ciddi bir başarıdır, küçümsememek gerekir. Fenerbahçe karşısında her iki maça da takımını iyi başlatması maç öncesi yaptığı oyun planının ne denli iyi olduğunu gösterir. Ama işte oraya kadar. Ondan sonrasına Obradoviç gibi bir usta karşısında çapı elvermedi. Zaten kadrosunda da çok fazla seçeneği yoktu. Euroleague’in en iyi savunma takımına karşı hücumda çaresiz kalınca Fenerbahçe’nin aksayan hücumunu cezalandıramadı. Bu kadronun biraz daha revizyona girmesi gerekiyor. Evet, Obradoviç sezon içinde aksayan hücuma Atina’da da bir çare bulamadı ama bu sefer işler farklıydı. Bir defa tam kadroydu. Bu zaten iyi olan savunmayı çok daha yukarılara çıkaracak bir faktördü. Normal sezonda tam kadro oynadığı ender maçlardan birinde Fenerbahçe buradaki maçı 84-63 kazanırken Mike James’in 25 sayı atması Obradoviç’e yol göstermiş olmalı. Mike James’e abartılı bir önlem almadı ama onun dışında Calathes başta olmak üzere bütün pas kanallarına müthiş baskı kurdu. Hücum setleri en azından boş üçlük bulabilecek kadar uygulanabildi. Burada yakalanan toplam 24/44 oran galibiyetlerin anahtarı oldu. Sezon içinde çok eleştirdiğimiz dar rotasyonu her iki maçta daha da abartarak uyguladı ve yine haklı çıktı. Son olarak ilk maçtan sonra Ekşi Sözlük’te gördüğüm bir cümle ile bitireyim: “Obradoviç tektir, Bogdan onun kulu ve elçisidir.”

 

Soru : Bogdan Bogdanovic’in sıradışı performansı Fenerbahçe için bir avantaj mıdır? Tek bir adamın yüksek performanslı oyununa bağlı kalmak takım için sorun yaratır mı?

Can Sönmez :

Sadece Euroleague değil, her şampiyonanın , her önemli organizasyonun zihinlerde yer etmiş yıldız oyuncuları vardır. Başarılı bir takımı anarken , o takımda aklımıza ilk gelen isimdir takımın yıldızı. Takımını başarıya götürmüştü sözcükleri dökülür ağızlardan. Euroleague kazanan takımlara baktığımızda,belleğimizde iz bırakan bir çok oyuncuyu hatırlarız. Kısaca geçmişe bir göz atalım. Navarro’nun Barcelona için değerini, Jasikevicius’un performanslarını, yakın geçmişten hemen hatırlarız. CSKA’nın bir zamanlar göz bebeği olan Krilenko’sunu, muhteşem forveti Siskauskas’ını unutmayız. 2004 ün Maccabi takımından Parker hep hatırlanır. Panathinaikos’un Diamantidis’i , Olympiacos’un Spanoulis’i vardır. Böyle bir çok isim sayarız , bu oyuncular takımlarının yıldızıdırlar.

Bir takım başarılı olabilir ama her başarılı takım zirveye çıkamaz . Zirveye çıkarken imzayı atanlar yıldızlardır. İşte saydığımız tüm bu yıldızların arkalarında kupalar , Avrupa şampiyonlukları var. Fenerbahçe arka arkaya üçüncü kez F4 oynama şansını yakalamak üzere. Zirveyi istiyor. Buraya kadar gelirken çok iyi bir ekip oldular. Bu ekibi zirveye taşıyacak bir yıldıza ihtiyaçları var mı? Bu yıldız kim? Basketbol camiası bu soruların yanıtı için bir oyuncuyu işaret ediyor. Bogdan Bogdanovic. Bogdanovic , hem şutör forvet, hem oyun kurucu oynayabilen, iyi bir savunmacı. Skor üstlenebiliyor, arkadaşlarına pozisyon yaratıyor, ribaund alıyor, assist yapıyor. Kritik faulleri, son saniye toplarını soğukkanlı kullanabiliyor. Tek başına insiyatif alabilen ve hem kenara hem saha içine güven veren bir oyuncu.

Bu özelliklerinin tamamını yansıttığı maçlarda Fenerbahçe takımı Bogdanovic’in performansı ile oyun düzeni alan bir takım görüntüsü veriyor. Nitekim sezonun büyük kısmında ,oynayamadığı maçlarda takımı zorlanmadı diyemeyiz. Fenerbahçe her ne kadar bu şüpheyi ortaya koymuşsa da sadece bir kişinin insiyatifinde yol alan bir takım değil. Birbiri ile yardımlaşan, beraber oynamayı seven, bir düzeni olan ve rollerin net dağıtıldığı bir ekip. Sorumuzun cevabı bu aşamada netleşmeye başlıyor. Önce yıldız oyuncu ve faydasını tanımlayalım : “ Bir takımda hiç kimse, bir diğerinden daha önemsiz ya da daha değersiz değildir. Bazı oyuncular ise herkesin kabul ettiği üstün becerilere ve özelliklere sahiptir. Bu oyuncular yıldız oyuncu olarak adlandırılırlar. Kendilerinden daha çok söz edilmesi ve göz önünde olmaları doğaldır. Bu yıldız oyuncuların takım içerisinde genel kabul görmesi, beraber mücadele etmekten keyif alınması ve eğlenerek bir arada kalınabilmesi önemlidir. Böylelikle ortaya çıkan enerji, takım olarak amaca giden yolda en büyük güvence olur.” Bogdanovic’in yüksek performanslı oynaması Fenerbahçe için bir yıldıza sahip olma avantajıdır ve yıldızlar takımlarını zirveye taşır. Fenerbahçe tek bir adamın performansına bağlı kalmaz, o tek adamın yarattığı enerjiyi kullanırsa Bogdanovic’li şampiyon olarak tarihte yerini alacaktır.

Soru : İlk iki maçta çok ön plana çıkmayan herhangi bir oyuncudan bu maçta katkı bekliyor musunuz? 

Furkan Zengin : 

Fenerbahce cephesinde Obradovic’in rotasyonu genisletecegini dusunmuyorum. Kafasinda Play Off icin bir oyun sablonu olusturdugu cok belli ve bunu sonuna kadar uyguluyor. Mecburi sebepler disinda rotasyonu genisletecegini dusunmuyorum. Rotasyon dahilinde katki alinamayan isimler var ama Fenerbahce’de. Sloukas ve Datome. Ozellikle Datome neredeyse etkisiz eleman gibi. Cok buyuk bir beklenti olmamakla birlikte Datome ve Sloukas’in bu macta oyunun icinde daha fazla yer alacagini dusunuyorum. PAO icin ne desem bos. Kisitli rotasyon ile verim almalari gereken isimlerden, alabildikleri kadariyla mucadele ediyorlar. Ustelik butun sezon sadece Fenerbahce maclarinda oynayan KC Rivers’a ragmen kazanamiyorlar. PAO kadrosuna baktigimizda da rotasyon harici, surpriz bir ismin cikip patlama yapmasi pek olasilik dahilinde degil. Onlarin da temel sorunu ana rotasyondaki bazi oyuncularin Fenerbahce savunmasi karsisinda adeta sinmeleri. Ozellikle Calathes’den beklenen oyun ve katki gelmiyor bu da PAO’yu hicbir zaman takim oynatmayi beceremeyen Mike James’in eline bakar hale getiriyor. Sonuc olarak her iki takimin da mevcut rotasyonu genisletmeyip eldeki oyunculardan maximum katkiyi almaya calisacagini dusunuyorum. Gonul ister ki kenardan Bennet gelip sov yapsin ama Obradovic’in ve basketbolun gercekleri buna imkan tanimayacaktir.

 

Soru : Coach’un dar rotasyonu yorgunluğa sebep oluyor mu? Maç içi oyuncu değişikliklerini nasıl değerlendirdiniz ilk 2 maç için?

Okan Baytın : 

Yorulmuyorlar dersek pek gerçekçi olmaz herhalde. Özellikle ikinci maçın son 5 dakikasında Udoh gerçekten ayağını zor kaldırıyordu yerden. Buna rağmen performansında herhangi bir düşüş var mıydı sorsuna herkes hayır diyecektir. Gözümün önüne bir sahne geliyor ilk maçtan: Bogdan yine uzunca bir süredir sahadaydı, ve hücumda neredeyse bütün topları o yönlendiriyordu. Attığı bir sayının ardında savunmaya dönerken kenara ‘beni değiştirin’ işareti yaptı. Bu seviyedeki oyuncular için yorgundu ama coach çıkarmadığı için devam ettiler demek çok da doğru olmaz. Ki yine benzer bir olay Obradovic ile Ekpe arasında yaşanıyor: Coach çıkarayım mı yorgun musun diye sorduğunda hayır devam etmek istiyorum diyor Ekpe.

Evet rotasyonu çok daralttı Obradovic. Bu nedenle ilk 2 maç sonunda en çok süre olan oyuncular listesinde tam 4 Fenerbahçeli var: Bogdan(2), Udoh(4), Kostas (7) ve Kalinic (8) bu listede yer alan isimler. Bu oyuncular içinde bir tek Udoh normal sezonda da play off larda oynadığına yakın bir süre sahada kaldı. Rotasyon günümüz basketbolunda kaçınılmaz bir zorunluluk. 10 kişilik bir rotasyon ile oynadığınızı düşünürseniz yaklaşık 20 dk sahada kalmasını bekleriz bir oyuncunun. Şimdi şunu düşünelim, Bogdan’ın pozisyonunda onun yedeği olarak görünün oyuncu James Nunnally. Elinizde bu iki oyuncu var ve toplam 40 dakikayı bu iki oyuncuya dağıtacaksınız. Ne şekilde dağıtırsınız. En iyi ihtimalle 30-10 yaparsınız. Bogdan’a 30 dan az süre vermek isteyecek kimse çıkmaz herhalde hele bu iki maçtaki performansları gözönünde bulundurduğunuzda. Peki kaç dk kaldı Bogdan sahada : 34. Yani 4 dakika civarında daha az kullanabilirdiniz. Benzer durum Ekpe için geçerli. Elinizde bu kadar iyi iki oyuncu varken onlara 30 dakikanın üzerinde süre vermeniz hiç de şaşırtıcı değil. Real Madrid gibi 12 kişiik rotasyonu olan takım bile Llull’u 30 dk sahada tutuyorsa, bizimkiler de bu kadar oynaması bence gayet normal.

Değişikliklere gelince, 1 ve 2 numaraları Kostas, Bobby ve Bogdan ile geçirdi Obradovic. 3 numaralarda Kalinic ağırlık Gigi ile, 4 numarada Kalinci, Vesely, Gigi ve kısa da olsa Antic görev aldı. 5 numarada ise yine Udoh ağırlıklı Vesely ile bu pozisyonu doldurduk. Şimdi elimizde kullanabileceğimiz ve kullanmadığımız isimlere bakalım. 1 ve 2 için James Nunnally ve Melih,. Belki Kostas ve Bobby’nin sürelerinden alıp bu iki oyuncu denenebilirdi ama kimse aman da elimizde böyle iki super oyuncu var neden oynamıyor dememiştir. 3 Numarada kenarda kalan kimse yok. 4-5 için bakalım. Ahmet ve Bennett. Kimse onları da çok aramamıştır. Benim aklımda sadece bir pozisyon var. Gigi 4 numara olarak sahadaydı ve savunmada çok açık veriyordu. O sırada neden Vesely oynamıyor diye düşündüm cevap olarak da faul haklarının dolmuş olması nedeniyle belki Vesely’I bilerek çizgiye götürmek isteyebilirler diye kullanmıyor olabilir dedim.

Sonuç olarak ben Obradovic’in kadroyu kullanma şeklinden bu iki maç özelinde fazlasıyla memnunum.

 

Soru : Atina’dan 2-0 ile dönmüş olmak, seyirci üzerinde bir rehavet yaratır mı, bizi Salı akşamı nasıl bir salon ortamı bekliyor ?

Kaan Kızıltan : 

Bu konuda hiç endişem yok. Seyirci Atina’dan 2 zaferle dönen takımı bağrına basmak ve hep beraber -hâttâ 4. maça bırakmadan- F4 biletini almak için sabırsızlanıyor. Düzenli olarak EL maçlarına gitmeyen kombine kart sahipleri “yahu bizim kart neredeydi” derken, düzenli olarak maçlara gidenler de “bilet nasıl bulabiliriz” sorularına mâruz kalıyor. Satışa bugün (Pazartesi) sunulacak biletler de hemen tükenecektir. Bence seyirci maça hazır ama kulüp ne kadar hazır ondan endişeliyim. F4 öncesi muhtemel son iç saha maçının tam bir şölen havasında geçmesi gerekir, sarı tişört dağıtımından tutun bu maça özel, seyirciyi salona daha erken çekecek gösteriler, etkinlikler, görseller planlanıyor mu çok merak ediyorum. Ülker Arena’nın kemikleşmiş seyirci kitlesi gerek tezahürat gerekse oyunu dikkatle izlemek ve gereken yerde gereken müdahaleyi yapma konusunda çok tecrübeli. Özetle seyirci tarafında bir sıkıntı olmayacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir