Play-Off Öncesi Fenerbahçe’nin Son Durumu

Sezon başında ilk yazımda belirttiğim gibi değişik bir sezon geride kalmak üzere. Çok zorlu, çok çekişmeli, inişli-çıkışlı, sakatlıklarla dolu  normal sezon geride kalıyor. Maalesef sezon başında düşündüğümüz yerin çok uzağında son haftaya giriyoruz. Bununla ilgili görüşlerimi detaylıca aktarmaya çalışacağım.

 

Transfer sezonunda zaten kısıtlı bütçemizin neredeyse tamamını Udoh&Vesely ikilisini takımda tutmak için harcamak ve geçen senenin final oynayan takımını korumak çok doğru bir strateji olarak görünüyordu. Geçen seneden takımın en önemli eksikleri 4-5 oynayabilecek bir  uzun ve 2 numarada zaman zaman 1 numara oynayabilecek, delici, hareketli yaratıcı bir oyuncu. Uzun rotasyonuna Ahmet ilavesinin yanında James Nunnally transferi ile nokta atışlar yapılmıştı.

 

Buraya kadar herşey normal. Olabilecek en az defolu bir kadro. Zaten başta Obradovic var gerekli müdahaleler ile olası defoları örtebilir. Şimdi kadroyu eksilebilecek oyuncular bazında biraz inceleyelim. Asıl bakmak istediğim pencere şu : Oyuncunun varlığı takıma fayda sağlamanın haricinde yanındaki diğer oyuncuların performansına direk etki ediyor mu?

 

Udoh : Takımın en değerli oyuncusu. Bu sene takımın en önde gelen oyuncusu kim dendiği zaman ilk akla gelecek isim olduğuna herkes hemfikirdir. Ne konuda katkı veriyor peki Udoh: Savunmada en değerli parça, ribaundlarda etkili, sırtı dönük oyunları oynayabiliyor, 5 numaradan oyun kurabilecek kadar oyun zekası yüksek, orta mesafe şutu var. Her takımın kendi kadrosunda görmek isteyeceği bir oyuncu. Tüm bu özelliklerine rağmen takım onsuz yürür mü? Vesely hatta Ahmet ile o boşluğu dolduramaz mıyız ? Antic kısa süreli de olsa 5 numara oynayamaz mı? Bunların hepsi olabilir. Bir uzun oyuncunun takım organizasyonuna verebileceği maksimum katkıyı veriyor olmasına rağmen onun yokluğunda bireysel performansı aşağı düşen oyuncu olur mu ? Çok değil.

 

Bobby Dixon: Onun ismini söyleyince insanların aklına “süper bir point guard, önceliği takım oyunu, asist yapmak ve pozisyon yaratmak için yaşıyor” gelmiyordur. Evet skorer , sayı atar takımına maç kazandırır. Evet pozisyon yaratır ama sadece kendisine. Evet büyük bir yüreği var ve bazen boyundan büyük işler yapar. Ancak çıkartın onu takımdan kimsenin bireysel performansı aşağı düşmez.

 

James Nunnally: Aslında Melih’ten farkı çok yok. Önemli bir şutör ve pozisyon hazırlandığı zaman yüksek yüzdeyle şutları sokabiliyor. Fast break’lere en önde koşup bitirebiliyor, savunmada her geçen gün geliştirdiği oyunu ile takıma katkı sağlayabiliyor. Ancak onu da çıkarın takımdan hiçbir oyuncunun performansına etkisi olmaz.

 

Kalinic: Çok detay vermeye gerek yok, onun nerede fayda vereceğini nerede vermeyeceğini artık çok iyi biliyoruz. İyi niyetli bir oyuncu ancak o da yanındaki oyuncuların performanslarına direk etki eden bir oyuncu değil.

 

Antic&Melih&Vesely&Bennett: Bu oyuncular için de kimse onlar olmazsa diğer oyuncuların performansı aşağı düşer diyemez.

 

Gelelim bahsetmek istediğim oyunculara. Kostas&Bogdan&Gigi. Bu üçlü bireysel olarak takıma çok katkı sağlayan oyuncular. Geçen sene neler yaptıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Kostas RM serisine kadar çok öne çıkamasa da (yine sakatlıklardan çekmiş olmasını unutmayalım) o seri ile birlikte Kostas da takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu hepimize ispatlamıştı. Bu senenin başında Bogdan sakatlandığında sezona iyi başlamayan Gigi’nin performansı iyice yerlere düşmüştü. Bununla beraber iki haftadır görüyoruz ki onun olmadığı takımda hücum iyice kitleniyor. Çünkü bu oyuncular sadece kendi performanslarını değil takımdaki diğer oyuncuların performanslarını da çok etkiliyor. Kostas&Vesely ikilisinin geçen sene oynadıkları pick and roll leri düşünün. Ne kadar etkili olduklarını ve hem takımın hem seyircinin enerjisini ne kadar yukarı çektiklerini. Bogdan’ın uzun süren sakatlığını atlatıp sahalara döndükten sonra Gigi’nin artan performanslarını düşünün. Bu üçlünün sahada olmadığı zamanlarda son 5 saniye topun Kalinic’in elinde ne çok patladığını düşünün. Nokta şutörlerin ne kadar az boş şut attığını düşünün bir de. Ya da Udoh’un ne kadar çok birebir oynamak zorunda kaldığını, kendi pozisyonunu yaratmak için debelendiğini düşünün.

 

Evet bu üçlü kadronun oyun zekası en yüksek, en fazla pozisyon hazırlayan, spacing’i en iyi uygulayan, ikili oyunları oynayan, oynatabilen oyuncuları. Bu üçlünün tamamının sahada olmadığı maçlarda , sadece bireysek eksiklikleri değil takımı olumsuz etkileyen , aynı zamanda Nunnaly’nin, Vesely’nin, Melih’in, Kalinic’in hatta Udoh’un performanslarının da aşağı düşmesi.

 

Sezonun uzunluğu , kadronun darlığı, rakiplerin zorluğu, sakatlıklar , formsuzluklar bir sürü problem var. Hepsini bir kenara koyun, bu takım Kostas-Bogdan-Gigi üçlüsünün sağlıklı ve formda bir şekilde parkede olduğu her maçı sadece 7 kişi çıksa bile kazanır.

 

Şu günlerde bir çok kişi play off larda saha avantajı alamayacağımız için  ve hatta 6. veya 7. sıradan play off’a gireceğimiz için karalar bağlamış ve ümitsizliğe kapılmış durumda. CSKA, Olympiacos veya Panathinaikos ile saha avantajımız olmadan eşleşeceğiz. Korkutucu mu evet korkutucu.

 

Ancak geride kalan sezonu , alınan kötü sonuçları ve hiç hoşumuza gitmeyen basketbolu unutun. Perşembe akşamı  oynanacak Barcelona maçını da hiç umursamayın. Bu saatten sonra tek önemli konu var play off’lara sağlıklı girmek. Eğer bunu sağlayabilirsek kiminle eşleşirsek eşleşelim kimse bize karşı favori olamaz.

 

Büyük konuşmayı sevmem, pek de konuşmam genelde. Ama bu sefer bu yazımla beraber iddayı koyuyorum. Rakip kim olursa olsun, ilk 2 maçtan birini deplasmanda alır ve kendi sahamızdaki 2 maçı da kazanıp seriye 1-3 kazanıp kendimizi Final4’a atarız.

 

Belki de tarih yine tekkerrür edecek ve yine bir önceki senenin şampiyonu ile eşleşeceğiz. Bunu öğrenmeye sadece 2 gün kaldı. Hiç umurumda değil, öğrenmek istediğim tek şey takım tam kadro olabilecek mi?

  1. DocRush diyor ki:

    Güzel ve de iyi niyetli (iyimser) bir yazı,.
    Son 2 sezondur play-off serilerinde rakiplerimizi (hem de bir önceki yıl EL kupasını almış olan Macabi ile Real’i) süpürdük de ne oldu? İlkinde Madrid’de çakıldık ve 4. olabildik; geçen yıl ise Damir Javor yüzünden final maçını verdik CSKA’ya Berlin’de.
    Belki kısmet bu senedir; play-off serisinin handikaplı tarafından gelip kupaya uzanırız. Kendi evimizde oynanacak F4 serisinde ne muhteşem bir mutluluk olur hepimiz için.
    hadi inşallah…

    • okanbaytin diyor ki:

      Bu takım bana iyimser olmayı öğretti 🙂 güvenmeyi, inanmayı. Şampiyon olmasalar da, final 4’a gitmeseler de canları sağolsun, bu sene yapamalarsa sene yaparlar. İki senedir saha avantajımız vardı evet bu sene de olmayıversin, onlar mücadele etsin bana yeter 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir