EL’de 3.Hafta Rakip Lokomotif Kuban? Pardon Malcom Delaney :)

Sezon öncesinde hiç kimsenin önemli bir takım olarak görmediği Lokomotiv Kuban coach Bartzokas yönetiminde ve Malcom Delaney liderliğinde aldığı iyi sonuçlar ile her geçen gün yükselen bir grafik çiziyor.

Aslında Bartzokas, Olympiacos’daki düzene benzer bir düzeni kurdu ve kuruyor. Olmypiacos’da da, Spanoulis liderliğinde, sert ve iyi savunma yapan , tamamlayıcı oyuncular ile de bir düzen takımı olmuşlardı. Benzer bir sistemi Delaney üzerinden Kuban’da da uyguluyor. Yalnız burada bir fark var ki, Delaney’in takım üzerindeki etkisi, Spanoulis’in Olympiacos üzerindeki etkisinden daha fazla.

Delaney’den biraz sonra bahsedeceğim. Ondan önce biraz takımın geneline bakarsak, normal sezondan bizim gibi 8-2 ile gelip, top16’da da yine bizim gibi 2-0 ile devam ediyorlar. Savunmaları ile öne çıkan bir takım Kuban. Maç başına 69,6 sayı ile Olympiacos dan sonra en iyi 2.takımlar. Tek tek baktığınız zaman inanılmaz savunma oyuncularından oluşan bir takım gibi görünmemekle birlikte, takım savunmasını çok iyi yaptılarını söylemek mümkün. Maç başına çaldıkları 8,5 top ile bu konuda zirvedeler. Ayrıca bu çaldıkları topların neredeyse tamamını sayıya çevirecek hızlı hücumları da çok etkili oynuyorlar.

Uzun oyuncularının tamamı forvet kökenli oyuncular olması nedeniyle, çabuk ve hareketli oyuncular. Bu da onların savunmalarına fazlasıyla etki ediyor. Tüm switch’leri adam değişerek savunabiliyorlar. Özellikle Claver ve Randolpf kendi başlarına birer yıldız olmamakla beraber çok iyi tamamlayıcı takım oyuncuları. Aynı şeyleri bir tık aşağıda Singleton için de söyleyebiliriz.

Kısa oyuncular için de öncelikle savunma konsantrasyonu yüksek oyuncular diyebilmek mümkün. Türkiyeden tanıdığımız Draper ve Broekhoff , her pozisyonu savunabilen, güçlü fiziklere sahip , hareketli ve hızlı oyuncular.

İşin hücum tarafında, ipler aslında neredeyse tamamen Delaney’in ellerinde. Onun haricinde kendi pozisyonunu hazırlayan oyuncu yok desek yeridir. Bir tek Randolph bu konuda biraz kıpırdayabiliyor. Genelde düzen içinde dönen toplar sonrasında hazır bekleyen şutörleri görüyoruz hücumlarında. Bir tek Delaney bu konuda fazlasıyla üretken ve özgür oynuyor. Aslına bakarsanız yazının başlığında da dediğim gibi bana göre Kuban demek Delaney demek. Onun olmadığı bir takımın hiçbir maça kesin favari çıkabileceğini düşünmüyorum.

Top16 da oynanan iki haftanın da mvp’si seçilen Delaney zaten oldukça iyi olan performasını daha da yukarı taşımış durumda. Şu an De Colo ile birlikte pozisyonunun en değerli oyuncusu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bazen gerçekten durdurulamaz bir oyun ortaya koyuyor. ‘Bu kadar da değil’ diyeceğiniz şutları sokup, inanılmaz turnikelerden sayı çıkarabiliyor. Normal sezonda 16,1 olan sayı ortalamasını Top16 da 28 e kadar çıkarmış durumdaki bu kategoride lider durumda. Attığı sayıların kaç olduğundan çok bunları kaç yüzdeyle attığı daha çarpıcı. %80 iki sayı, %56,3 üç sayı istatistikleri ile gerçekten inanılmaz bir hücum silahı. Bu kadar sayı yanında maç başına yaptığı 6,5 asist ile de takımı oynatma konusunda da fazlasıyla başarılı. Efes karşılaşmasında yaptığı 5 top kaybı ile ortalama 3 top kaybı yapıyor olması onun eleştirebileceğiniz tek noktası olarak durmakla birlikte bu kadar üretken bir oyuncu için bence az bile. Yakın aldığınız zaman yüksek ball-handling ile yanınızdan geçiyor, bir adım geride durdurduğunuz da ise, biranda kalktığı şutlar ile sizi cezalandırıyor. Gerçekten savunulması oldukça zor bir oyuncu ve bence mutlaka ikili sıkıştırmalar ile zorlamalı ve hata yapmasını sağlamak zorundayız. Yoksa tek başına bile galibiyet alabilecek kadar tehlikeli. Eğer onu durdurmayı başarabilirsek maçın bizim tarafımıza çok daha yakın olduğunu düşünüyorum.

İki maç kaybetti bu sezon Kuban, biri deplasmanda Barcelona’ya diğeri de kendi evlerinde Stelmet Gora’ya. İkinci maç tamamen çok ekstra bir maçtı ve aslında çok da dikkate almamak lazım. Ama sonuç olarak bu iki maçta da , diğer maçlarına göre çok farklı bir görüntü çizdiler. Kazandıkları maçlarda ortalama 80,2 sayı atan takım, yenildikleri bu iki maçta ortalama 59,5 sayıda kaldılar. Bu kadar az sayı atmalarındaki temel etken düşük şut yüzdeleri. Gayet doğal olarak tahmin edebileceğiniz gibi bu iki maçta da Delaney’in performasını iyi değil. Özellikle Gora maçında gayet kötü yüzdelerde 9 sayı atmış olması takımı olumsuz etkiledi.

Aşağıda bir iki grafik ile takım olarak istatistiklerini paylaşayım.

Screen Shot 2016-01-14 at 18.00.30

 

Screen Shot 2016-01-14 at 18.00.39

 

Tabi Delaney’in yükselen Top16 performansı ile birlikte takımın da performansı oldukça yükselmiş durumda. Bizi fazlasıyla sert ve savunmaların öne çıkacağı bir maç bekliyor. Delaney’e yapacağımız ikili sıkıştırmaların haricinde, Broekhoff ve Randolph’un dış şutlarını dikkat etmemiz gerektiği de şart.

Umarım keyifli ve galibiyet serimizin devam ettiği bir maç olur.

Herkese iyi seyirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir