Itıodis:3-Obradovic:0 , Çırak Ustayı 3.Kez Yendi

Bu sezon oynadığımız  6.hazırlık maçımızda en kötü oyunumuzu oynayıp en ağır yenilgimizi aldık. Bu maç bize çok net bir resim çizdi ve neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini gösterdi. Bu nedenle en faydalı maçımız olduğunu söyleyebilirim.

cska9

CSKA , Kızılyıldız önünde oldukça zorlanmış, 40’a yakın fast break sayısı yemiş, kötü yüzdelerle şut kullanmı, Kharyapa, De Colo gibi eksik oyuncuları nedeniyle daha tam da hazır görünmemişti. Ancak bizim maçta , özellikle iyi savunmaları ve bizim kendi yanlışlarımız nedeniyle oldukça rahat bir maç geçirip farklı galip geldiler.

 

Yanlış ve eksiklerimizin üzerinden tek tek geçmek istiyorum. Öncelikle , geçen seneden kalan ve bu sezon hazırlık maçlarında da gördüğümüz devam etmekte olan bir sorundan bahsederek başlamak istiyorum: Risk edilen dış şutlar. Özellikle dış şutu olan uzun oyuncuları savunmakta büyük sıkıntı yaşıyoruz. Kızılyıldız maçında Mitrovic, CSKA maçında ise hem Vorontsevich hem de Nichols bizi ilk yarında dağıttılar. Sürekli onları yayın gerisinde boş bıraktık onlar da sürekli cezayı kestiler. İlk yarı sonunda bu iki oyuncuda 24 sayı bulmuşlardı. Bu şekilde dış şut yemek hem savunma ritmimizi hem de hücum akışkanlığımızı oldukça olumsuz etkiliyor. Sadece bu iki oyuncu değil , Teodosic de , Fridzon da, Markoishvili de oldukça boş şutlar buldular. Allahtan Markoishvili çok gününde değil de fark daha da açılmadı. Ama geçen sene de bu şutları risk ediyor ve bunları sokan takımlara karşı ortalama 90 sayı yiyorduk. Bu alışkanlığımız devam ediyor ve böyle devam ettiği sürece bu tarz maçlar izleme şansımız yüksek.

 

Diğer bir nokta top kayıpları oldu. Kızılyıldız maçındaki olumlu asist/top kaybı rasyomuz bu maçta tamamen terse döndü. 14 Asiste karşılık 22 top kaybı yaptık. Bu şekilde bir istatistikle maç kazanmak gerçekten çok zor. Kızılyıldız maçında bu oran 22 asiste 9 top kaybı şeklindeydi ve oyunumuz bize ne kadar olumlu görünmüştü.

cska3

Ama bence asıl sorun başka. Sezon başında kadro kurulurken daha çok kısa oyunculara ağırlık vermiş, bolca şutör takviyesi yapmıştık. Özellikle Ricky Hickman, Bogdanovic ve Goudelock üçlüsüyle artık tıkanan maçlar izlemeyeceğimizi hayal etmiştik. Biri atamazsa biri mutlaka atar diye düşünüyorduk. Ancak durum hiç de öyle olmayabiliyor. Dün bu oyuncuların hiçbiri şut sokamadı, skor üretemedi. Bunun nedeni sadece onların kötü atması mı? Bence öyle değil. Çok iyi göründüğümüz Kızılyıldız maçı ile çok kötü göründüğümüz CSKA maçı ile ilgili bir karşılaştırma istatistiği vermek istiyorum.

 

Center Performance
Kızılyıldız CSKA
Min. 39:37:00 22:50:00
Pts. 24 4
FG Attm. 13 2
FG % 69% 50%
FT Attm. 6 4
FT % 100% 50%
Ribaund 5 4
Turnover 2 4

Oğuz bu maçta kadroda yoktu. Semih de maç ortasında sakatlanıp sadece 6:26 oyunda kalabildi. Zoric çok erken 3 faul aldı ve o da ancak 16:24 süre alabildi. Şimdi iki maçtaki pivot oyuncuların istatistiklerini karşılaştırdığımızda resim çok net ortaya çıkıyor. Sadece 2 şut kullanmış 5 numara pozisyonu CSKA maçında. Eğer uzunlarımızı bu kadar az kullanırsak, kısalarımızdan verim beklemek de hayalcilik oluyor. Uzunları kullanmayınca , yani uzunlara ikili sıkıştırma yapmayınca rakip, tüm konsantrasyonu ön alan savunması oluyor. Bu durumda kısaların üzerindeki baskı artıyor ve verimlilikleri düşüyor. Bir şekilde uzun oyuncuları kullanmak zorundayız.

 

Takımda dün Kenan da olmayınca pg pozisyonu da oldukça eksik kaldı. Bu durumda uzunları kullanamadığımız , şutörlerimizin kötü attığı günlerde 1.sınıf bir point guard’ınız varsa o zaman bir şekilde çözüm üretebilirsiniz. Biz takımı bu şekilde kurmadık. Bu nedenle elimizdeki kaynaklarla çözüm bulmak zorundayız. Bu da bizim mutlaka Kenan/Hickman ikisili kullanmamız ve sahaya en az 3 pivot ile çıkmamızı gerektiriyor. Semih olmazsa Zoric, o olmazsa Oğuz bir şeyler üretebilir. Tabi öncelikle eğer savunmada rakibe bu kadar kolay sayı imkanı tanırsak, hücumda ne yaparsak yapalım hiçbir şekilde maç kazanamayız.

 

Bu maçın diğer bir esprisi de Çırak&Usta kapışmasıydı. Itıodis, Banvit’in başındayken iki kez karşılaştıkları Obradovic’i iki maçta da yenmişti. Ve dün bir kez daha Itıodis kazandı. Umarım bu son olur.

 

Son olarak maçla ilgili bir olay anlatmak istiyorum. Zoric dün yine sahada kaldığı kısıtlı sürede ben dahil bir çok taraftarı çıldırtmayı başardı. Maç boyunca pek olumlu hareket yapamadı. Ama iki sahne var ki Obradovic’in onu neden bu kadar tutuğunu gayet net anladım. Zoric ile ilgili herkesin aklında boşvermeyen hırslı biri olduğu düşüncesi vardır. Dün de uzunca bir süre kenarda oturduktan sonra son çeyrekte yaklaşık 20 sayı gerideyken, oyuna girmesi için komut aldığında büyük bir motivasyonla yerinden öyle bir fırladı ki , maçın kaç kaç olduğu umurunda değildi.

cska4

Bunun haricinde daha dikkat çekici bir olay daha oldu. Oturduğum yer bizim bench’in 6-7 sıra arkası. Tüm olayları net bir şekilde izleyebiliyorum. Maçın bitmesine 2 dk var. Yine 20 sayı gerideyiz. Maçı çoktan bırakmış umudumuzu çoktan kaybetmişiz. Potamızın altındaki mücadelede top yerde kalıyor ve Zoric bu topu alabilmek için kendini yere atıp yerde yuvarlanıyor. Bunun üzerine Obradovic bench’te oturan yedek oyunculara dönüp, score board’u gösterip: “bakın skora, süreye , ama adam yerde kendini parçalıyor” gibilerinden bir şeyler söyledi. Koçun istediği de tam olarak bu. Ne olursa olsun herşeyini veren oyuncu ne yaparsa yapsın onun için değerli oluyor.

 

Oyuncu kalitesini yükseltebilirsiniz, en iyi oyuncuları en iyi coach’ları takıma getirebilirsiniz. Ama eğer takım olamazsanız, takım için oynamazsanız, herşeyinizi vermezseniz hiçbir şey başaramazsınız. Bunun örneklerini çokça gördük. Tek başarmamız gereken bu, teknik eksiklerin hepsi bir şekilde zamanla kapanır.

 

 

Bu akşam Olympiakos maçı da iyi bir deneyim olacak. Vakti olan herkesin maçı izlemesini tavsiye ediyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir