FBU Yeni Kadro ve Oyuncu Değerlendirmeleri-4

Daha önceki 3 yazıda Ricky Hickman, Andrew Goudelock, Can Altıntığ, Bogdan Bogdanovic, Serhat Çetin ve Jan Vesely’yi değerlendirmiştim. Geriye yeni transferlerden bir tek Semih Erden kaldı. Bu yazıyı da ona ve biraz da oynamayı düşündüğümüz basketbola ayırmak istedim.

SE3

Basketbola başlangıçta ilginç olaylar geçti başından Semih Erden’in. 2003 senesinde Darüşşafaka’da başladı basketbola. 2004-2005 sezonu başında Fransız klübü Asvel ile anlaştı ancak kulübü gitmesine izin vermedi. Ardından Sırbistan takımı Partizan’a transfer oldu. 2004-2005 senesinde Partizan forması giyen milli basketbolcu 2005 yılında Fenerbahçe Ülker ile anlaştı. Darüşşafaka Spor Kulübü; Fenerbahçe ile anlaşan oyuncunun bu transferinin şartlara uymadığı ve Semih Erden’in Türkiye’deki haklarının kendisinde olduğunu söyleyerek, Tahkim Kurulu’na başvurdu ve oyuncunun lisansını askıya aldırdı.

 

 

 

 

Darüşşafaka bu transferin hülle yöntemi ile yapıldığını ve kulüplerinin zarara uğradığını iddia etse de, bir iki hafta sonra Semih Erden’e Türkiye Basketbol Ligi’nde oynama izni tekrar veriliyordu.

SE2

Fenerbahçe’ye transfer olduktan bir sene sonra Ülker ile birleşme gerçekleşince, Oğuz Savaş ve Kaspars Kambala ile birlikte uzun rotasyonunu oluşturdular. Bir sene sonra da Tanjevic’in takımın başına geçmesiyle Vidmar transfer edildi. Ayrıca bir önceki sezonu Alpella’da geçiren Ömer Aşık da takıma dahil oldu. Ve takımın pota altı 4 tane genç ve gelecek vaad eden oyuncudan oluşturuldu. Takımdan ayrıldığı yıl olan 2010 yazına kadar bu oyuncularla birlikte oynadı, ve o sene Ömer Aşık ile birlikte NBA’in yolunu tutarken , bu dört oyuncu içinde en yetenekli olan oyuncu olarak göze çarpıyordu.

 

Boston’da başladığı NBA kariyerinde Shaq ile birlikte ve onun gözetiminde oldukça iyi bir giriş yapmış ancak Cleveland’a takas edildikten sonra yavaş yavaş gözden düşmüştü. Lokavt’ın ilan edilmesiyle birlikte bir dönem Beşiktaş Milangaz formasını 6 maç giyip tekrar Cleveland’a döndü. Ancak yine beklentileri tam olarak karşılayamamış olması nedeniyle Anadolu Efes’in yüksek ücret teklifini kabul edip tekrar yurda döndü.

SE5

Ancak Efes’te de bir türlü beklentiyi karşılayamadı. Yetenekleri ile her zaman üst düzey bir oyuncu olacağı beklentisi varken mental sorunları, disiplinsizlikleri onun başarılı olmasını hep etkiledi. Geçen senenin sonlarına doğru artık iyice gözden düşüp bir çok maçta kadro dışı kalmıştı.

 

Ben de şahsen geçen sene Semih’in basketbolu bırakıp başka işlerle uğraşmasını ister hale gelmiştim. Özellikle EL de İstanbulda oynanan Barcelona maçında, hiç yenilmeyen rakipleri karşısında tüm takım bütün maç inanılmaz bir efor gösterip maçı son ana kadar önde götürmüş, ancak son hücumda faul atışı kullanan rakibinin ancak birini atıp diğerinin ribaundunu alıp sayıya dönüştürmesi sonucunda uzatmaya gidebilecek maçta, Joey Dorsey’i boxout edememiş, o da ribaundu alıp sayıya çevirmiş ve uzatma sonucunda Efes maçık kaybetmişti. Maçın başlarında zaten çok kötü olduğu için bütün maç kenarda oturmuş, sırf bu pozisyonda takımın en kalıplı oyuncusu olduğu için oyuna girmiş ve hiç maç konsantrasyonu olmadığı için Dorsey’i kaçırmış va takımın yenilmesine neden olmuştu. Bu an onun sezonun geri kalanı için bittiği andı.

SE6

Sezon sona erdiğinde benim kafamda Semih’in artık çok zor transfer yapabileceği, yapsa bile üst düzey takımlarda kendine yer bulamayacağı şeklindeydi. Ancak Fenerbahçe’den ona yapılan teklif belki de onun için piyango gibi bir teklif oldu. İki taraf için de alınabilecek bir riskti bu. Sonuçta takımın bir tane yerli uzuna ihtiyacı vardı, onun da oynayabileceği bir takıma. Ve yapılan sözleşme gereği eğer yeterli performans göstermezse ücreti de buna göre değişecek ve takımın tek taraflı sözleşmeyi iptal etme hakkı saklı duracak.

 

Bunun son şansı olduğunu Semih de biliyor. Bu nedenle belki de gerçekten farklı bir anlayışta olabilir. Bununla ilgili bir kaç adım da attı. Takım daha toplanmadan hem fitness hem şut çalışmalarına başladı. Çok dalga konusu olan saçlarını kestirdi. Antremanlarda hırsı ve enerjisiyle sürekli olumlu haberler çıkmasını sağladı.

SE7

Bu kadar hikayeden sonra herkesin tanıyor olmasına rağmen biraz da teknik özelliklerinden bahsetmek lazım Semih’in. En önemli özelliği 2.10 boyuna rağmen çok atletik ve eline ayağına hakim olması. Uzun kolları ile ribaundlarda ve bloklarda önemli bir silah. Sırtı dönük oyunda Oğuz kadar olmasa da bir kaç oyunu portföyünde bulundurur. Serbest atışlarda en azından %70 seviyelerinde atabilir. Savunmada konsantrasyonu yüksek olduğunda hem ortayı kapatma, hem de birebir savunmada önemli bir koz olacaktır.

 

Zoric ve Oğuz ikilisi düşünüldüğünde savunma sertliğini sağlayabilecek tek oyuncu olarak görünüyor. Eğer mental sorunlarını halleder ve kendini basketbola verirse, seyircili bir takımda oynuyor olmanın da etkisiyle eski günlerine dönebilir. Ancak şunu ilave etmek lazım. Bizim takımda hala uzunları kullanmayı düşünen bir pg bulunmuyor. Bir tek Kenan bunu yapabilir. Hickman bu tarz bir oynucu değil. Bu nedenle bizim uzunlarımızın çok fazla asist üzerinden sayı bulmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır. Üstelik takımdaki diğer kısalarında bu sene daha skorer oyunculardan oluşmuş olması uzunlara pozisyon hazırlama konusunda çok da pozisyon zengini olmayacağımızın belirtisi. Oyun yapısının bu şekilde olduğunu düşünürsek , uzun oyuncularımızın kendi pozisyonlarını kendilerinin yaratması ya da hücum ribaundu sonrası sayı bulması gerekecek.

SE4

Obradovic onu kazanmak için elinden geleni yapacaktır. Fiziksel olarak ayağı çabuk hızlı adamları sevdiği düşünüldüğünde Semih onun beğendiği tarz bir uzun. Diğer taraftan Obradovic’in geçen sene en çok takıldığı konu takımın motivasyonu idi. Bunu tüm maç boyunca yüksek tutamadıkları için yeteri kadar başarılı olamadıklarını defalarca kez belirtti. İşte burada kritik soru geliyor: Semih maç içinde ne kadar kalacak , ne kadar kopup gidecek. Eğer bu sorunun cevabı Obradovic’i tatmin etmezse o zaman Semih için çok da iyi bir gelecek olmayacağını söyleyebiliriz.

 

Yazı çok uzadığı için oynayacağımız basketbol ile ilgili düşüncelerimi bir sonraki yazıya bırakıyor olacağım.

 

Herkese iyi hafta sonları.

Not: Zadar turnuvasında yayın olmaması nedeniyle seyredemediğimiz ilk maçı kazandık. Biran önce maçları izleyebilmek ve takımın durumunu görüp ona göre yeni yazılarımı sizinle paylaşmak istiyorum.

 Semih Erden İstatistikleri 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir