Dünya Kupasının Ardından

Bir dünya kupasını daha geride bıraktık. Özellikle çeyrek finallerden sonra çok güzel maçlara şahit olduk. Fransa, Sırbistan, Litvanya oynadıkları basketbolla izleyenleri mutlu ettiler. USA takımından çok da bahsetmek istemiyorum, çünkü dengeleri oldukça bozuyorlar. Eğer onlar olmasaydı çok daha iyi bir turnuva olabilirdi.

 

Sonuçta çok üstün bir performansla US şampiyon oldu. Onları saymazsak bu turnuvanın şampiyonu kesinlikle Sırbistandır. Çok da favori gelmedikleri turnuvada Teodosic önderliğinde, Bogdanovic, Bjelica ve Raduljica‘nın çok iyi performansları ile final oynama hakkını kazanıp gümüş madalya aldılar. Özellikle Teo ve Bjelica en öne çıkan oyuncular oldular. Teo bu tarz turnuvalarda normal basketbolunun bir kademe üzerinde oynuyor, yetenekleri zaten çok üstün bir oyuncu ancak onun da mental sorunları var. Bu nedenle klup takımlarında hiçbir zaman vermesi gereken katkıyı veremedi.

Sırp1

Bjelica ve Bogdan Sırp takımının en nitelikli oyuncuları. Herşeyi yaptılar turnuva boyunca. Bu iki oyuncu sürekli izleyebilecek olduğumuz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Bir diğer öne çıkan oyuncu da Kalinic oldu. Özellikle Micov’un kadro dışı kalmasıyla birlikte SF pozisyonunda ilk tercih oldu ve pozisyonu gayet iyi doldurdu. Hem atletik özellikleri hem de güçlü fiziği ile bir çok açığı kapattı genç oyuncu.

 

Sırbistan haricinde turnuvanın beklentilerin üzerine çıkan diğer takımı Fransa oldu. Özellikle İspanya karşısında oynadıkları oyun ile bir anda hem turnuvanın en önemli favorilerinden birini elemiş hem de USA’in Avrupa versiyon bir basketbolun örneği olmuşlardı. Fransa sınırlı hücum gücüne sahip olmasına rağmen çok yüksek atletik özellikleri ve Boris Diaw ile Heurtel‘in üstün oyun zekaları sayesinde yarı finale kadar çıktılar.  Tabi ki Nicolas Batum’un yari final ve 3.cülük maçındaki performanslarını atlamamak lazım. Bu maçlarda %65 saha içi isabetiyle toplam 62 sayı bıraktı potalara. Bu iki maç sayesinde zaten turnuvanın en iyi beşinde yer buldu.

THNB1

 

Turnuvanın ortaya çıkardığı bir gerçek var ki, o da Avrupa basketbolu ile Amerika basketbolu arasında çok ciddi fark var. Ne kadar kendimizi gittikçe Amerika’ya yaklaşıyoruz diye avutsak da , bu turnuva bunun pek de olası olmadığını gösterdi. Öyle bir tempo yaptılar ki turnuva boyuca, maçları koparmak için sadece 2 dk lık performansları yeterli olabildi. Bu sürede bir anda 15 sayı atıp rakipleri darmadağın ettiler.

 

 

NB1Turnuvanın ilk beşine seçilen oyunculara baktığımızda aslında eleştirilebilecek bir seçim olduğunu düşünüyorum.

Milos Teodosic

Kyrie Irwing

Nicola Batum

Kenneth Faried

Pau Gasol

 

Turnuvanın belki de en ilgi çekici ve fark yaratan oyuncularından biri olan Anthony Davis bu kadroya giremedi. Aynı şeklide ne zaman takımın ihtiyacı olsa bir anda takımın tüm performansını yukarı çıkaran James Harden da giremedi. Nicolo Batum da iki maçlık performansı ile girmesi bence pek adil değil. Şu kadroda yerini hakeden iki oyunca Teodosic ve Faried ‘dir bana göre.

 

Linkten turnuvanın en güzel 10 hareketini izleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir