EL’de Son 3 Haftaya Girilirken

Öyle veya böyle, iyi veya kötü, hakederek veya etmeyerek hala çeyrek final şansını taşıdığımız son üç haftaya giriyoruz. Top16 gerçekten hiçde istediğimiz beklediğimiz gibi geçmedi. Sakatlıklar, form düşüklükleri, dezavantajlı fikstür, yeni transferlerin hatalı olması  ve&veya uyum sağlayamaması gibir bir çok neden sebebiyle belki de çok daha rahat girmemiz gereken son bölüme, matematiksel olarak umutla, ancak oynanan oyun nedeniyle oldukça umutsuz giriyoruz. Tüm bunlara rağmen grup öyle bir durumdaki 5 takımın da kaderi son haftaya kadar değişebilir. Bu beş takımın kalan maçlarına bakarsak en avantajlı fikstür bizde. Bu hafta oynayacağımız Milan maçının ardından grubun son iki sırasında iddiası kalmamış Laboral deplasmanına gidip sonra kendi sahamızda Efes maçı ile maçlarımızı tamamlayacağız. Normal şartlar altında 3 maçın da favorisi biziz. Top16 da bir şekilde sahamızda Barcelona hariç tüm takımları yendik. Bu haftada belki de bize ikincilik kapısını açabilecek bir maç için Milan maçına çıkıyor olacağız. Bu maça daha sonra değineceğim. Ama görüntü şu ki, bu maç için mutlak favori durumundayız. Milan bizden sonra kendi sahasında grubun yenilgisiz takımı Barcelona’yı ağırladıktan sonra Malaga deplasmanına gidecek. Bu sene kendi sahasında sadece Real Madrid’e yenildiler ama Barcelona da eğer maçı kazanmak isterse çok da şansları olduğunu düşünmüyorum. Eğer son hafta Malaga hala potada olursa ki olmasa bile son maçlarında kendi seyircisi önünde yenilmek istmeyeceklerdir , bu deplasmandan da galibiyet çıkaramayabilir ve grubu 8 galibiyet ile bitirebilirler. Bizim 3 maçı kazanmamız ne kadar normalse onların 3 maçı da kaybetmesi o kadar normal. Bu durumda  büyük ihtimalle grubun ikincisi bu iki takımın arasından biri olabilir , kim olacağı da bu hafta maçın kaç sayıyla bittiği ile belirlenecek(İlk maçta 5 sayı fark ile yenilmiştik). Malaga ise bu hafta Oly ile karşılaştıktan sonra Pana deplasmanına gidecek ve son hafta dediğim gibi kendi sahasında Milan maçı ile grubu tamamlayacak. Açıkcası işi en zor görünen takım olarak duruyorlar. Şu anda 5 galibiyetdeler ve en az iki maç kazanmak zorundalar. Bu seviylerde tecrübeleri çok daha yüksek olan iki Yunan ile karşılaşıyor olmaları işlerini çok zorlaştıracaktır. Oynanan basketbol seviyelerine bakıldığı zaman takımlar arasında çok bariz bir fark yok. Her üç takımda aynı bizim gibi kötü basketbol ve dengesiz sonuçlar alabiliyorlar. Şu takım şu takımı banko yener diyebileceğimiz bir durum yok ortada. Oly’nin fikstürüne baktığımızda , onların da aslında çok daha zor olabilecek bir fikstrü olduğunu söyleyebilir. Normal sezonda üç kere yendikleri Malaga deplasmanındalar. Spanoulis’in oynayapı oynamayacağı ve oynarsa nasıl oynayacağı maçın kilit noktası olacaktır. Printezis ve Perperoglu büyük ihtimalle oynamayacaklar gerçi Malagada da Madley oynamayacak. Çok zor ve kritik bir maç olacak. Bu maçın ardından Efes deplasmanına gelecekler. Ne kadar bir iddiası kalmasa da kolay bir maç olmayacak Oly için. Son hafta da kendi sahalarında Pana ile ölüm kalım maçına çıkacaklar. Pana ise bu hafta Barcelona deplasmanına gittikten sonra Malaga ile kendi evinde oynayıp final için Oly deplasmanına gidecek. Birbirinden zorlu heyecanlı ve çekişmeli maçlar bizi bekliyor.

 

Bu fikstürler eşliğinde en iyi senaryo bizim 3 maçı da kazanmamız. Bu durumda ne olursa olsun üst tura çıkan takım olacağız. Ancak bu 3 maçtan birinde yenilirsek o zaman şansımızı başka takımlara bırakıyor olacağız ancak şansımız imkansıza yakın olacak. Çünkü 3 takıma karşı da ikili averajda geçilmiş durumdayız. Sadece tek bir alternatif var bu durumda çıkabilmemiz için o da : Malaga , Oly’i yenip Pana ve Milan’a yenilirse, Pana da son hafta deplasmada Oly’i yenerse biz iki maç almamız durumda , Milan 2, Pana 3, biz 4 olarak grubu tamamlayabiliriz. Tüm bu hesapların dışında kalabilmek için 3 maçımızı da alıp hatta bu hafta Milan’ı 5 den fazla farkla yenip kendi işimizi kendimiz halletmeliyiz. Bu üç maçı alıp Milan’ın da 3 maçını kaybetmesi ve bizim grubu ikinci bitirmemiz durumunda F4 kapısının da sonuna kadar açılacağını söylememde fayda var. Çünkü bizim grubun ikincisi hem saha avantajıni elde edecek  hem de çok da iyi durumda olmayan Maccabi ile oynayacak.

 

Gelelim bu haftaki kilit Milan maçına. Kısalarıyla fark yaratan bir takım Milan. Özellikle 3 sayılık yüzdeleriyle inanılmaz fark yaratıyorlar. %40,8 ile top16’ının en iyi ikinci takımı durumundalar. Takımın neredeyse tamamı yayın gerisinde atış kullanan ve bunu da yüksek yüzdeyle kullanan oyunculardan kurulu.  Langford(42,2), Jerrels(49,1), Hackett(34,4), Moss(36,1), Gentile(42,1),Kangur(35,3), Wallece(37,5), Cerrella(57,1), Melli(31,6) ile üçlük kullanıyor. Bizim gibi yayın gerisini genelde risk eden bir savunma için çok büyük bir tehdit oluşturuyorlar. Üç sayılık atışlar haricinde hücumda daha çok kısaların birebirleriyle sonuca gitmeye çalışıyorlar. Ki bu konuda Langford, Jerrels, Hackett, Moss ve Gentile çok başarılılar. Bu oyuncular genelde birebiri zorlayıp sonrasında asist düşünen değil direk potaya gitmeyi düşünen oyuncular. Bu tarz oyun şekli de onların asist sayısını oldukça düşük kalmasına neden oluyor ki bu istatistik de top16 da sonuncu durumdalar.

 

Takımın uzunları Samuels, Melli, Lawal, Wallace ve Kangur da ya dışardan şut atıyorlar ya da hücum ribaundu kovalayıp tamamlayarak sayı buluyorlar. Özellikle Samuels kalın yapısı ve güçlü fiziği ile bu işi oldukça iyi beceriyor.  Yine dış savunmacılarımıza oldukça fazla iş düşecek. Takımın sayı lideri , en verimli oyuncusu olan Langford sakatlığı nedeniyle oynamayacak ve bu bizim için çok iyi bir haber. Ancak çok da sevinmemek lazım çünkü, birbirine benzer çok oyuncusu var kısa rotasyonunda Milan’ın. Jerrels ilk defa bu sezon çok yararlı oynuyor, kenardan gelip takıma sürekli olumlu katkı veriyor. Moss senelerdir hem savunmasıyla hem de kritik anlarda ceza şutlarını iyi değerlendirmesiyle, Gentile güçlü fiziği ile şutlarını birlikte kullanmasıyla, Hackett hem içerden hem dışardan rahatlıkla sayı üretebilmesiyle önemli silahlar. Onlara rahat oynama fırsatı vermemeli ve düzen dışına çıkarmalıyız. Çünkü en zayıf yanları bu. Hepsi şutlarına ve kendilerine fazlasıyla güveniyor olmaları nedeniyle , biraz panik başlayıp düzen dışına çıktıklarında (Moss hariç) saçma sapan zorlamalar ve şut tercihleriyle bir anda takıma zarar vermeye başlayabiliyorlar. Bunu iyi kullanmalıyız.

 

Diğer bir özellikleri ise savunmada çok agresif ve istekli olmaları. Son zamanlarda oldukça artan top kayıplarını bu maçta tekrarlama şansımız yüksek. Bir şekilde hızlı hücum bulamadığımız zaman set oyunlarında çok dikkatli olmalı basit top kaybı yapmamalıyız. Ritm tutturabilmek açısından minimum top kaybıyla oynamamız oldukça kritik.

 

Umarım bu hafta ile birlikte yeni bir sayfa açıp, sezon başındaki gibi yüksek skor üretebilen, maç içinde yaşanacak kırılmaları kolay atlatan eski görüntümüze döner ve çeyrek final şansını yakalarız.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir