Malaga Maçı ve Panathinaikos Analizi

Hiç istemediğimiz beklemediğimiz bir mağlubiyetle döndük İspanyadan. Son çeyreğine kadar sürekli yakın geçen , ne skor ne oyun olarak üstünlük sağlanamayan maçın son çeyreği tam bir facia oldu. 4 sayı önde girdiğimiz bu çeyrekte 27-9 çeyrek sonucuyla darmadağın olduk. O kadar dağıldık ki, sanki geçen seneki takımı izliyordum sahada. Hata üstüne hata yapan, hiçbir şekilde direnç ve varlık gösteremeyen tamamen pes etmiş bir takım halindeydik. Yenilgiden daha çok beni bu şekilde dağılmak hem de özellikle bizden daha zayıf bir takıma karşı bu duruma düşmek üzdü. Tabi bu yenilginin sebeplerini de konuşmak lazım. Mesela takımın yıldız oyuncusu en önemli skoreri Bojan’ın inanılmaz düşüşünü konuşmak lazım. Her oyuncunun iyi maçları olduğu gibi kötü  maçları da olabilir. Tabi ki son saniye şutu kaçırabilir, iki maç üç maç arka arkaya kötü oynayabilir bir oyuncu ne kadar yıldız da olsa. Yorgun dedik onun için , yorgundu çünkü , 30 dakikanın üzerinde süre alıyordu, en sert savunmacılar sürekli onun üzerindeydi. Yine de bu seviyede bir oyuncunun maçı 4 sayı 2 top kaybıyla bitirmesi çok kabul edilebilir değil. Emir ve Bojan bu takımın en önemli hücum silahları. Onların bu şekilde oynadığı maçları kazanma ihtimalimiz çok düşük. Umarım kötü oynadığı son maç olmuştur Bojan’ın Malaga maçı. Artık maç kaybetme lüksümüz yok. Rakiplerimiz kazanıyor ve arayı açıyorlar. Biran önce seri galibiyetler almalıyız. Aslında bu maçı da kazanabilecek bir durumdaydık. Bo ve Melih inanılmaz oynuyorlardı. Kaç maçtır eleştirdiğimiz Kleiza 3 de 3 üçlük ile maça başlamış, özgüveni tekrar yerine gelmiş ve maçı 17 sayıyla tamamlayarak fazlasıyla katkı veriyordu. Ama takımın asıl lokomotivleri Emir ve Bojan’a , Bjelica da katılıp maçı sıfır sayı sıfır top kaybıyla tamamlayınca iş iyice zora girdi. Yine de kazanabilirdik evet kazanabilirdik. Bence maçın kırılma anı Zoric’in iki hücum arka arkaya hücum faulleri oldu. Bu iki top kaybı sonrası zaten havaya girmiş olan Malaga hücumlardan sayı bularak dönünce maç koptu. Tabi Emir , Bojan , Bjelica dan bahseder ve eleştirirsek ve bunlara Zoric’i eklemezsek haksızlık yapmış oluruz. Tam 6 top kaybı yaptı Zoric. Yine de bu maç ile ilgili olumlu bir şey söylememiz gerekirse Bo’nun yaptığı 8 asistin öneminden bahsetmek gerekir. Bo’nun sürekli böyle oynaması durumunda takımın geri kalan önemli oyuncularının hepsinin birden aynı maçta kötü oynama ihtimalinin zor olduğunu düşünürsek o zaman bizim için daha büyük hedeflerden bahsedebiliriz. Bo maçı 16 sayı 8 asist 5 ribaunt ile tamamladı ve Emir haricinde asist üretemeyen takıma yeni bir kaynak oldu. Belki bu maçın kaybedilmesinden bile önemli Bo nun 8 asisti. Ayrıca Melih 5 te 5 üçlük atıp 19 sayı üretti ki beklentilerin oldukça üzerinde katkı verdi. Bu ikilinin bu katkısı olduğu sürece mucize bir şekilde Emir-Bojan-Bjelica üçlüsünün üçünün birden aynı anda kötü olacağı başka bir maç olmayacağını düşündüğmüzde gerçekten yenilmesi çok zor bir takım oluruz.

Gelelim Panathinaikos maçına. Regular sezonda performansları çok yukarda değildi. Ancak Top16 vites arttırdılar. 3 maçta 3 galibiyet ile Barcelona ile birlikte grubun tepesinde yer alıyorlar. Aslında benim de grup öncesinde beklentim buydu.

Screen Shot 2014-01-22 at 3.32.37 PM

 

 

Aslında nispeten çok zorlayıcı maçlar yapmadılar. Kendi evlerinde Milano ve Efes galibiyetleri ile deplasmada daha önce grup maçlarından yakından tanıdıkları Laboral galibiyeti aldılar.

Karşımızda kadro yapısı ve oyun sistemi olarak yine center sız oynayan bir takım var. Herkesin yakından tanıdığı takımın kalbi ve beyni durumundaki Diamantidis en büyük silahları. Tam bir lider ve harika bir kaptan. Onu durdurduğunuzda Pana’yı da durdurmuş olursunuz. Sadece istatistik kağıdını yansıyanları ile değil tempoyu ayarlaması, doğru oyuncuyu devreye sokması, saha içindeki liderliği ile katkısı faydası çok fazla. Obradovic ile çalışırken onun her zaman en güvendiği oyuncusuydu. Her zaman ondan övgü ile bahsederdi. Aldığı nefesi bile çok iyi biliyor ancak Spanoulis için de aynı şeyleri söylemiştik ve o Spanoulis bizi darmadığın etmişti. Gerçi Diamantidis hiçbir zaman 20 küsür sayılar ile oynayan bir oyuncu olmadı o kadar coşacağını sanmıyorum ama yine de bizim için en büyük tehdit o olacak. Diamintidisin arkasında ve yanında diğer point guard oldukça yakından tanıdığımız bir isim, Roko Ukic. Onu anlatmaya çok gerek yok aslında çoğumuz biliyoruz nasıl bir oyuncu olduğunu. Pana’da rolüne iyi oturdu, onun başrolde olması ve fazla sorumluluk alması performansını daha çok arttırıyor. Diamantidis’in liderliğinde o da takımın tamamlayıcı oyuncusu olarak görevini iyi yapıyor. 2 Numara pozisyonunda iki oyuncu var. Michael Bramos ve Ramel Curry. Toplamda 14 sayılık bir katkı veriyorlar. Bramos sahada daha çok kalmasına rağmen Curry ondan daha çok sayı üretiyor. Sert, sağlam ve dengeli oyuncu ikisi de. Hem savunmada hem hücumda takım düzeni içinde görevlerini yapıyorlar. Şutlarını çok seçerek kullandıkları için fena olmayan yüzdelerle oynuyorlar. İkisinin de özellikle 3 lük yüzdeleri oldukça iyi.

3 Numara da ise Litvanyalı Maciulis var. 25 dk ortalama sahada kalıyor. O da oldukça sert bir oyuncu. Hücumda da 9.8 sayı ile yeterince katkı sağlıyor. Ayrıca takım olarak oldukça ribaundçu olan Pana’da 4.4 ribaund ile takıma yardımcı oluyor. 4 numara ise takımın en zengin pozisyonu burada da tanıdık bir isim var, James Gist. Bir de ayrıca Stephan Lasme ve Fotsis bu pozisyonu tamamlıyor. Gist ve Lasme birbirine çok benzeyen iki oyuncu aslında. Atletik özellikleri fazla olan, çok hareketli, savunmada sert oyuncular. Ve arkalarında onları çok iyi besleyen Diamantidis olduğu için verimlilikleri de artıyor. Ayrıca Antonis Fotsis de, ne kadar eski günlerindeki kadar iyi olmasa da önemli bir oyuncu ve yine oyunun iki tarafında da katkı sağlıyor.

5 Numarada ise yine tanıdık bir isim Mike Batiste , Mavrokefalidis var. Bu ikilinin toplam aldığı süre 14 dakika civarında ve toplamda 9 sayı üretiyorlar. Ve çok da onlar üzerine kurulmuş bir düzenleri yok takımın. Bizim için büyük risk oluşturmuyorlar.

Screen Shot 2014-01-22 at 6.58.08 PM

Hücum gücüyle öne çıkan bir takım değiller. Organize bir hücumları ve düzenleri olmalarına rağmen(18 civarında asist üretiyorlar maç başına) topu çok dolaştırmalarına rağmen 15’e yakın top kaybıyla oynuyor olmaları onların hücum güçlerini aşağı çekiyor. Asıl güçleri savunma sertlikleri. Pazartesi günü oynadıkları ve galip geldikleri Olympiakos maçında rakiplerini 48 sayıda tuttular. Top16 da da 61.7 sayı ile en az sayı yiyen 2. takımlar. Olympiakos maçında son çeyrekte uzunca bir süre bırakın sayı üretmeyi şut ama şansı vermediler rakiplerine.

Şifreleri çok basit aslında. Savunmada Diamantidis’e baskı yaparak top aldırmamak ve oyun kurmasını engellemek, 2 ve 3 numaralarına boş şut imkanı vermemek onları tıkayacaktır. Hücumda ise mutlaka yüksek yüzdeli şut sokmalıyız. Artık bu maçda Bojan’ın sezon başındaki performansına dönmesi şart. Sadece o değil herkesin bu maçta vermesi gereken katkıyı vermesi gerekiyor. Ama özellikle Bojan’ın şutları çok önemli. Maçın başlarında şut kullandırmadan ona, sırtı dönük bir kaç basket buldurup, içeriyi zorlayıp(ki içeri girmemize çok izin vermeyeceklerdir) mümkün olduğu kadar yüksek yüzdeyle sayı bulup, sonra isabetli dış şutlar bulmamız lazım. Uzun rotasyonunda bizim 4 ve 5 numaralarımıza çok sayı imkanı tanımayacaklardır. Ancak hem Bo hem Bojan ile mümkün olduğu kadar içeriyi delmeye çalışmalıyız. Kleiza ve Bjelica ile de yayın gerisinde şutları sokabilirsek, o zaman savunma sertlikleri yavaş yavaş azalacaktır.

Bu maçın bizim açımızdan artık telafisi yok. Mutlaka kazanmalıyız. Ne yapıp edip kazanmalıyız. Açıkcası ben bu maçı kazanacağımızdan eminim. Takımın büyük bir direnç göstereceğinden eminim. Umarım takım da motivasyonunu hiç düşürmeden tüm maçı oynar ve önümüzdeki maçlar için umudumuzu devam ettiririz.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir